e
sv

Akdeniz anemisinin kesin çözümü: Kemik iliği nakli

308 Okunma
avatar

Bekir Çağlayan

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Akdeniz anemisi olarak da bilinen talasemi, taşıyıcılarda önemli bir soruna sebep olmazken, hastalarda ağır kansızlığa yol açıyor. Henüz bebekken tespit edilen hastalığın kalıcı çözümü ise kemik iliği nakli.

Kalıtsal kan hastalıkları hem Türkiye’de hem de dünyada ciddi bir halk sağlığı sorunu. “Akdeniz anemisi” olarak da bilinen talasemi bu hastalıklardan biri…
Özellikle Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz ülkelerinde daha sık görülen talasemi, genetik geçişli bir hastalık. Üstelik çoğu kişi bu hastalığı taşıdığının farkında bile değil. Türkiye’de talasemi taşıyıcı sıklığı ortalama yaklaşık yüzde 2 civarında. Ancak bu rakam bölgelere farklılık göstererek yüzde 0,6 ila yüzde 13 arasında değişiyor.

Talasemi aslında önlenebilen bir hastalık. Bunun için Türkiye’de 2018’den bu yana Hemoglobinopati Kontrol Programı uygulanıyor. 81 ilde yapılan program kapsamında evlenecek eş adaylarından kan almak suretiyle taşıyıcı olup olmadığı tespit ediliyor. Eğer o an ikisine birden tetkik yapma imkanı yok ise, birine bakılıyor, taşıyıcılık var ise diğerinde de analiz yapılarak durum netleştirilip, bilgilendirme yapılıyor.

Talasemi nasıl bir hastalık? Nelere yol açıyor? Tarama programıyla tespiti durumunda nasıl bir yol izleniyor? Merak edilenleri Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Ayçiçek Armud’a anlattı.

“Kanı oluşturan altyapı elemanları var. Talasemide globin üretimi kusurlu oluyor. Bu da daha basit bir ifadeyle anlatacak olursak kan yapımında noksanlığa yol açıyor. Bu noksanlık da iki şekilde oluyor; bir taşıyıcılık, bir de hastalık şeklinde…”

Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Ayçiçek

Akdeniz ülkelerinde daha sık görülüyor

Talaseminin özellikle Akdeniz Havzası’nda daha sık görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Ayçiçek, “Türkiye, dünyada talaseminin fazla görüldüğü bölgelerin içinde yer alıyor. Bu, sadece Türkiye’ye özgü değil. Aşağıya doğru inersek Suriye, Irak, Suudi Arabistan yukarıda ise Azerbaycan taraflarında da nispeten fazla görülüyor” diyor.
Ağır derecede kansızlığa sebep olabilen talaseminin nadir görülen hastalıklar sınıfına girdiğini belirten Prof. Dr. Ayçiçek, bunu şöyle açıklıyor:

“Kanı oluşturan altyapı elemanları var. Talasemide globin üretimi kusurlu oluyor. Bu da daha basit bir ifadeyle anlatacak olursak kan yapımında noksanlığa yol açıyor. Bu noksanlık da iki şekilde oluyor; bir taşıyıcılık, bir de hastalık şeklinde…”

Grafik: TRT Haber

Taşıyıcıları ve hastaları farklı etkiliyor

Talasemi taşıyıcı ve hasta olanları farklı şekilde etkiliyor. Kişi eğer talasemi taşıyıcıysa genellikle kan seviyesi sağlıklı birine göre kısmen daha düşük seviyede oluyor. Ancak bu, yaşamlarını normal bir şekilde geçirmelerine hiçbir şekilde engel olmuyor.

Asıl sorun taşıyıcıların hastalığı genlerle doğacak çocuklarına aktarmasıyla başlıyor. Peki, bu çocuklar hangi koşullar bir araya geldiğinde talasemi hastası oluyor? Prof. Dr. Ayçiçek’ten dinliyoruz:

“Anne adayı taşıyıcıysa, aynı şekilde babada da taşıyıcılık varsa doğacak çocuklar risk altına giriyor. Taşıyıcı anne ve taşıyıcı babadan doğacak çocuk için üç ihtimal oluyor… Birincisinde çocuk sağlam oluyor. Yani anne taşıyıcı, baba taşıyıcıyı ama hasta gen geçmiyor çocuğa. Bunun olma ihtimali yüzde 25. İkincisinde yüzde 50 ihtimalle anne ve baba gibi taşıyıcı oluyor. Üçüncüsünde ise yüzde 25 ihtimalle hasta olabiliyor.”

Grafik: TRT Haber